yara bandı sevgililer...
22/10/2007 ·
Neredeyse ömrünün yarısını uğruna geçirdiği kadın tarafından aldatıldığında,dünyası başına yıkıldı genç adamın.
Yaşadığı acıyı kaldıramayınca
sağlık sorunları sinyal vermeye başladı.
Avuç dolusu ilaçla ayakta durabiliyordu.
"Gel seni biriyle tanıştıralım"
önerisini çok duydu dostlarından ama,
"Bu halimle kimseyi üzmeye hakkım yok,kendimi tamir ederim"
diyerek uzak durdu sevda duraklarından.
Ta ki dibe vurup hızlıca yukarı çıkana dek...
Yeniden âşık oldu.
Belki de kadının gözlerindeki hüzün tanıdık gelmişti ona.
Doğru, kadın da yaralıydı.
Kısa süre önce biten ilişkisinden "yine" hırpalanarak çıkmıştı.
Genç adam diğerlerine benzemiyordu ama.
İlk kez kaybetme korkusu nedir bilmedi bu yüzden kadın.
Neşesi ve özgüveni yerine gelmiş, artık hüzünlü bakmıyordu.
Her haliyle iyi gelmişti genç adam.
Dahası kapanmak bilmeyen yarasını saracak
"yara bandı"nı bulmuştu nihayet.
Çevresine göğsünü gererek göstereceği bir sevgilisi vardı artık.
Yaralar zamanla kapanınca bandı çıkarıp çöpe atmanın vakti de gelmişti;
genç adamı yaraladığının farkına varmayarak ama!
Hıza ve egomuza kapıldığımız şu çağda,
aşk acısının kendiliğinden kapanmasına
tahammülü olmayanların çaresi, "yara bandı" sevgililer.
Aslında herkes yaralı, herkes bir gün "yara bandı".
Her "yaralı-yara bandı" ilişkisi aynı sonla bitmez elbet.
Kimi yara bandını aşk acısını unutmak için kullanır,
kimi egosunu, kimiyse süper egosunu tamir etmek için
Terk edilen çoğu kişinin başvurduğu bir yöntem bu.
Acıyı başkasında dindirmek,
küt diye biten ilişkinin finalini başkasıyla yaşamak,
kırılan kalbini onarmak,
belki de aşağılanmanın acısıyla öfkeyi yara bandı sevgiliye kusmak.
Fazlasıyla bencilce olsa da
çoğunluğun ruh sağlığını dengede tutabilmek için
sarıldığı bir savunma mekanizması "yara bandı sevgililer".
Elbette önermiyorum ama eğer ruhunuz sizi bu tercihe götürdüyse,
en azından yaranızdaki kanı yara bandına bulaştırmayın bari!
O da insan!